Kendimize sorduğumuz soruları samimiyetle ve gerçekten yanıtlayabildiğimiz zaman hayatımızın en değerli hazinesi olan “İç Huzuruna” erebileceğimize yürekten inanıyorum. Hakikate giden yolculuğumuz ancak o zaman başlayacaktır. Bu yolda mola verdiğimiz her durak bizi arzuladığımız hedefimize daha da yaklaştıracaktır.

“Paylaşmanın” gerçekten en çok istediğim ve beni en çok tatmin eden şey olduğunu fark ettiğim zaman kendimi otel işletmeciliği sanatına adamaya karar verdim. Otel işletmeciliği sanatına yıllarımı vakfettikten sonra bitmek tükenmek bilmez enerjimin her zerresini “Les Ottomans Hotel”de bir araya getirdiğim eşsiz güzellikleri sizlerle paylaşmak için kullanıyorum.

“Les Ottomans Hotel” 1790’larda Muhsinzade ismiyle bilinen saygıdeğer bir hattatın yalısıydı. Ne yazık ki yalı 1933‘de yandıktan sonra uzun yıllar bir harabe olarak kaldı. Kısa süre önce ise özgün görüntüsüne uygun şekilde yeniden inşa edildi.

“Les Ottomans”ın iç tasarımına başladığımda kendime “Muhsinzade zamanda yolculuk yapabilseydi yalısının bugün nasıl görünmesini isterdi?” diye sordum ve bu doğrultuda çalıştım.

Bütün güzellikleri, sevgiyi, dinginliği ve hayalleri Feng Shui konseptine sahip “Les Ottomans Hotel”de paylaşmak üzere ; Yaşam yolculuğunda ne zaman ve hangi durakta duracağımızı bilmeksizin ilerlerken, bu yolculuk sırasında keyifli olayların yanı sıra hoş olmayan olaylardan öğrendiklerimizden de faydalanabileceğimizi umuyorum.

Ahu AYSAL KERİMOĞLU